Yaşam ilk olarak nasıl başladı, dünyamızın
ilk sakinleri kimlerdi, nasıl geliştiler, neler yaptılar, evrim nedir,
biz kimiz, hayat nedir?
Dünya üzerinde yaşamın başlangıcı, bilim adamlarının da genelde işin
içinden pek çıkamadığı, bilimin ve dinlerin durumu farklı şekillerde
açıkladıkları bir olay. Tabi bu konulara burada girmeyip, incelemeye
geçeyim
Will Wright, işte daha önce hiç yapılmamış
bir biçimde bu konuya el atarak, yaşamın başlangıcını ve evrimi bir
oyun haline getirmiş ve ortaya gerçekten muhteşem, özgün ve bir o kadar
da eğlenceli bir yapım çıkmış. Bu isim size birşey ifade etmeyebilir
ama aslında daha önce de enteresan bir yapıma imza atmıştı; Sims… Evet
EA'nın pazarlama tarihinde durmadan liste başında olan, herhalde EA'ya
en çok para kazandıran yapımlardan biri olan Sims'in yaratıcısı, yine
bir bomba patlatarak Spore'u yarattı. Bakalım Spore bize yaşamın
başlangıcını nasıl anlatıyor, insanlıktan önce neler olmuş, buna
eğlenceli bir şekilde ve oldukça yakından göz atacağız
Giriş-Genel
Resimlerden de göreceğiniz üzere önce ana
menüde grafik, ses vs. gibi ayarları yaptıktan sonra bir galaksi
haritası çıkıyor ve bu haritadan bir gezegen seçip New Game diyerek
oyuna giriş yapmaya hazırlanıyoruz, bu ekranda zorluk seviyesi, ilk tek
hücreli canlımızın ismi (değiştirmezsek oyun her seferinde rastgele
şekilde farklı bir isim atıyor), etobur mu yoksa otobur mu olacağı gibi
şeyleri seçtikten sonra ara videoya geçiyoruz. Bir meteor seçtiğimiz
gezegene düşüyor ve bazı parçalar suya çarpıp dağılıyorlar. İşte
buradan sonrasında kontrol bize geçiyor.
Bu komik görünüşlü canlıyı mouse'umuzun
sol tıklarıyla istediğimiz yere götürerek beslenmesini sağlıyoruz. Eğer
baştaki ekranda etobur olmasını seçtiyseniz pembemsi renkteki parçaları
ve sizden daha küçük olan canlıları yiyebiliyorsunuz. Otobur
seçtiyseniz farklı bir ağız yapısı ile karşılaşıyorsunuz ve küçük yeşil
tanecikleri yiyebiliyorsunuz. Tabi otobur olunca diğer canlıları
yiyemiyorsunuz
Yukarıda bahsettiğim bölüm aslında Fish
Frenzy adındaki ufak oyunu oynayanlara tanıdık gelecektir. Sizden küçük
balıkları yiyerek git gide büyüyordunuz, onun tek hücreli hali
İster etobur, ister otobur olun, beslendikçe ekranın altında gördüğünüz
barı dolduruyorsunuz. Bu bar doldukça hem büyüyor hem de DNA puanı
denen puanı kazanıyorsunuz. Ayrıca yüzerken etraftan yeni parçalar
bulabiliyorsunuz. Veya bu parçaları saldırdığınız, yediğiniz diğer
yaratıklardan da buluyorsunuz. Oyun zaten bu konuda küçük bilgiler
veriyor. Daha sonra ekranın alt-orta kısmında "Cell-Mate" düğmesine
basarak çiftleşmek üzere sinyal yolluyorsunuz
Bu da gerçekten çok hoş yapılmış, size en yakın olan türdaşınız da
sinyal yollayarak onu bulmanızı sağlıyor. Yakınına geldiğinizde ufak
bir dans ve çok tatlı bir seslendirme eşliğinde yumurtluyorsunuz ve
oyun aşağıdaki ekrana geçerek bu ufak yaratığınızı yeni parçalarla
modifiye etmenizi sağlıyor. Spore piyasaya çıkmadan önce verilen
Creature Creator'un ilk aşaması burası. Daha sonra bu menü iyice
detaylı hale geliyor, bir sürü eklenti yapabiliyorsunuz.
Yaratığınızı değiştirme-geliştirme olayı
gerçekten mükemmel yapılmış. Ne yaparsanız yapın, neler eklerseniz
ekleyin, oyun bu konuda kesinlikle zorlanmıyor. Yani yaratıklar hayal
gücünüze kalmış. Tabi ilk aşamada pek birşey yapamıyorsunuz, canlımız
çok karmaşık değil. Etraftaki diğer canlılara bakarak bir sürü göz, bir
sürü ağız, bir sürü savunmaya yarayan diken vs. gibi şeyleri
ekleyebiliyorsunuz. Bu arada değinmek isterim ki, oyunu ilk oynadığımda
etobur seçmiş olmama rağmen, öndeki ağızın yanına iki adet de otobur
ağzı koyarak otları da yemeye başlayabildim. Bunu sadece gırgırına
çılgınlık olsun diye denemiştim ama oyun bunu kesinlikle reddetmedi. Bu
gerçekten baya iyiydi…
İleride de göstereceğim üzere oyun bu
konuda size neredeyse sınırsız bir özgürlük sunuyor. İsterseniz kolları
yaratığın sırtından çıkarın, isterseniz ayaklarından, saçma sapan her
türlü şeyi yapabilirsiniz, örneğin ben daha önce iki ayaklı ayakta
duran insanımsı modeller yaparken, 4 ayak üzerinde duran başka bir
model yaptım. Ne yaparsam yapayım, her seferinde başarılı oldu. Çok
dağıtmadan yine hücre kısmına ve diğer aşamalara döneyim. Oyun Hücre
Aşaması olarak başlıyor demiştim, daha sonra Yaratık Evresi, Kabile
Evresi, Medeniyet Evresi ve Uzay Evresi olmak üzere gittikçe gelişiyor.
Hücre Evresi
Hücre bölümü en fazla yarım saat kadar
sürüyor ama onda bile büyük zevk alıyorsunuz. Aslında daha da sürse
bence çok daha iyi olurmuş, burayı bıktırmamak için kısa tutmuşlar. İlk
büyümeyi gerçekleştirdiğinizde bir bakıyorsunuz ki daha derinlerde
sizin 10 katınız büyüklüğünde canlılar var. Bunlar size saldırmıyor
ama, sadece fonda takılıyorlar. Fakat birkaç kat büyüklüğünüzde olanlar
iyice büyüdüğünüzde etrafınızda cirit atıyor oluyorlar. Ve
yaklaştıklarında korku filmlerindeki "dın dın dın dın" müziği gibi
alarm çalıyor. Kaçmanızı tavsiye ederim… Yoksa yem olmaktan
kurtulamıyorsunuz.
Sırf hücre evresinde bile birçok
bulabileceğiniz parça var ve bunları değiştirerek yaratığınızı modifiye
etmek gerçekten çok zevkli. Örneğin önce ufak bir kuyruk sahibiyken,
zaman içinde yüzgeç benzeri yapılar, suyu emip basarak daha hızlı
gitmenizi sağlayan yapılar, çeşitli ağız şekilleri vs. gibi şeyler
çıkıyor. Bu evre boyunca beslene beslene işin sonuna geliyorsunuz ve
artık bir evrim geçirme vaktiniz geliyor ve karaya çıkıyoruz.
Yaratık Evresi
Karada da işleyiş aslında aynı. Buradan
sonrasında oyun bir strateji oyununa benzer hale geliyor. İzometrik
görünüş, değişebilen kamera açıları vesaire… Burada biraz daha detaylı
bir şekilde canlımızı karaya uygun hale getiriyoruz. İlk olarak
yürüyebilmek için ayaklarımız oluyor. Resimlerle bunları
açıklayabildiğime inanıyorum. Daha sonra omurlarımızın duruşunu
ayarlayarak 2 ayaklı veya 4 ayaklı şekilde canlımızı yapabiliyoruz.
Tabi aslında 3 ayaklı, 8 ayaklı falan bile yapabilirsiniz. İş tamamen
sizin hayalgücünüz ve DNA puanlarınızla sınırlı. Önceden de dediğim
gibi, oyun hiçbirşeyi reddetmiyor. Tam aksine, müthiş bir şekilde
yaptıklarınıza ayak uyduruyor. Bu arada karaya çıkarken yükleme
ekranlarında bir sürü değişik yaratık görebiliyorsunuz. Bunlar hep bu
bahsi geçen Creature Creator'da yapılmış. Zaten daha önce bir demo
niteliğinde sunulan bu ufak yapım sayesinde, kullanıcılar tarafından
yapılıp EA'ya gönderilen milyonlarca farklı yaratık sergilenmişti. Bu
sanırım herşeyi özetliyor.
Karadaki Yaratık Evresi, ilk evreye göre
daha farklı. İlk evrede amacımız sadece canlı cansız varlıkları yiyerek
beslenmek iken, karada diğer yaratıklara saldırabileceğimiz gibi,
onlarla dostluk da kurabiliyoruz. Çeşitli yaratık türleri ve bunların
düzeylerine göre, bunları avlayarak veya dost olarak bir sürü DNA puanı
kazanabiliyoruz. Tabi yine ilk evredekine benzer şekilde yaratığımızı
yeni bulduğumuz ve kazandığımız ekstra parçalarla değiştirip
geliştirebiliyoruz. Dediğim gibi, yaratığı etobur veya otobur ya da
bunların karışımı yapma imkanına her zaman sahibiz. Yaratık evresinde
otobur veya hem et hem otobur olmak daha avantajlı gibi yalnız. Çünkü
et için yaratıklara saldırmanız gerekebiliyor ve sahip olduğunuz ilk
eklem ve organlarınızın seviyesi düşük olduğundan saldırı gücünüz çok
iyi olmuyor ve ölebiliyorsunuz. Oysa diğer türlü hemen her tarafta
bulunan meyvelerle beslenebilirsiniz.
Kabile Evresi
Yaratık evresinde oyun TPS(Third Person
Shooter-3.Şahıs Görünümü) havasındayken, Kabile Evresi'ne geçtiğimizde
biraz daha stratejiye doğru kaydığını görüyoruz. Çünkü yaratık
evresinde türdaşlarımız olsa da, sağa sola saldırırken veya iletişim
kurmaya çalışırken hep tek başımızayız. Kabile evresinde ise daha bi
kendi türümüze sahip çıkar vaziyetteyiz
Burada artık yaratık evresindeki gibi basit yuvamız yerine
kulübe-baraka türevi yapılarımız var. Bir ana binamız ve ek binalar
var. Bunları oyun size nasıl kuracağınızı, neler yapmanız gerektiğini
ufak notlarla anlatıyor.
Diğer kabilelerle iletişime geçmek için artık şarkı söylemiyor, müzik çalıyoruz
Yapacağımız bir bina ile silah üretebilirken, diğer bir bina ile de
müzik aleti üretebiliyoruz. Bu aletleri birimlerimizi oluşturan
yaratıklara atayıp, onları iletişim için görevlendirmiş oluyoruz. Bu
aşamada diğer kabilelerle iletişim iyice matrak bir hal alıyor. Mesela
daha önce yarattığım bir kabilede flüt yaptırıp, flütçüleri alıp komşu
kabileye gittim. Önce tek adamla gitmiştim, yetmedi, şef zaten
sizsiniz, diğer 3-4 yaratığı da alıp tekrar gittim. Yetmemesinin
sebebi, diğer kabileye müzik için gittiğinizde, kafalarında 1-2 veya
3-4 tane her seferinde ayrı ayrı simgeler beliriyor. Bu sırada tek
simge çıktığında sadece bir adamımız, 2 tane çıktığında 2 adamımız, 4
çıktığında 4 adamımız flütlerine üflüyorlar ve çok tatlı ve matrak
şekilde müzik yapıyorlar. Adamlarınız eksikse gerekli şekilde müzik
yapamıyor ve karşı kabilenin ilgisini çekemiyorsunuz
Burada da yine bu gelişmiş biçimde diğer
kabilelerle iletişim kurarak veya onlara saldırarak DNA puanları
kazanıp, kendimizi geliştirmeye devam edebiliyoruz. Ayrıca yine
karakterlerimizin hareketleri, müzikler, kendi kendilerine hareket
ederken bile yaptıkları komiklikler (birbirlerine tekme atmalar,
saldırıya uğrayan bir yer yanıyorsa söndürmeye çalışmaları vb.)
gerçekten çok güzel yapılmış ve oyundan kesinlikle sıkılmıyorsunuz
Ayrıca aralarda size gelişmeleri gösteren sinematikler veya ara videolar da çok güzel yapılmış.
Uygarlık Evresi
Artık bu evrede ilkellikten iyice
kurtulup, daha da gelişmiş hale geliyoruz. Artık değişik değişik
binalarımız, yapılarımız var. Tabi ki bunları da biz kafamıza göre
tasarlayıp renklendirebiliyoruz.
Şehirlerin etrafındaki maden tarzı mekanları ele geçirerek, kendimize
gelir sağlıyoruz. Dediğim gibi, özellikle yaratık evresinden sonra oyun
bir stratejiye dönmeye başlıyor. Sim City de diyebilirsiniz… Şehrimizin
moral seviyesi var, ve çeşitli yapılar yaptıkça yükselirken, şehre iyi
bakmazsak bu moral düşüyor. Artık kabile hayatından çıktığımız için,
teknolojimiz de gelişmiş vaziyette tabi. Savaş aletleri yerine savaş
araçlarımız var ve bunları da çok eğlenceli biçimde istediğimiz gibi
tasarlayıp renklendirebiliyoruz.
Bu evrede haritadaki diğer şehirleri
yönetimimiz altına almaya çalışıyoruz. Kara üzerindeki şehirlere
problemsiz şekilde erişebilirken, deniz aşırı şehirlerde deniz ve hava
gücü kullanmanız gerekiyor. Önceki evrelerde ekranın ortasında altta
bulunan düğmeye basarak yeteneklerimize göre değişik saldırı-savunma
şekilleri kullanabiliyorduk ve bunlar kullanıldığında tekrar aktif
olabilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyordu. Aynı sistem bu
evrede de devam ediyor ve bu sefer büyük çaplı saldırılar, büyük
hasarlar için bu seçeneği kullanabiliyoruz. Yenilgiyi kabul eden
şehirler, size bunu bildirerek yönetiminiz altına girdiklerini
açıklıyorlar.
Ayrıca bu evrede dünyayı uzaydan görecek
şekilde mouse ile yaklaşıp uzaklaşma yapabiliyoruz. Dünya üzerinde
herhangi bir nokta seçerek, buraya yolculuk yapıp, saldırı
düzenleyebiliyoruz. Bu bakımdan oynanışta en geniş evre bu ve sonrası
oluyor. Ayrıca sanırım görsel olarak en kaliteli ve detaylı evre burası…
Uzay Evresi
Bu evrede artık iyice gelişiyor ve uzay
gemisinin keşfedilmesiyle, uzayda seyahat edebilir hale geliyoruz. Bu
evrede hep havadasınız, diğer gezegenlere de yolculuk yapabiliyor ve
lazer silahları, ışınlama vs. gibi teknolojilere kavuşuyorsunuz. Ayrıca
bazı görevleri de yerine getirmeniz gerekiyor. Yalnız bu evre belki
biraz sıkıcı gelebilir, veya bana öyle geldi, çünkü tüm oyun boyunca
yerde yaratıklarla binalarla vs. ile uğraşırken, birden kendinizi
boşlukta hissedebilirsiniz
Kapanış
Herhangi bir sona ulaşmadan niye kapanışa
geçtim? Çünkü Will Wright ve yapımcılar, oyunun "sonsuz" oynanışa sahip
olduğunu belirtiyorlar. İstediğiniz gibi takılabilirsiniz. Genel mantık
zaten Sims'e benzediği için, illa belirli bir sona ulaşmanız
gerekmiyor. Fakat yapım kesinlikle çok özgün olmuş, bugüne kadar
yapılan hiçbir oyuna benzemiyor. Türü ayırt edilemiyor
Simülasyon, strateji, TPS, ne ararsanız var
Ve oyunun yapısı çok kolay, ne bir kontrol zorluğu, ne bir anlama
problemi, hiçbir şekilde sıkıntı çekmiyorsunuz. Herşeyi zaten mouse ile
halledebiliyorsunuz. Klavyeden sadece yaratık evresinde hızlı koşmak
için Shift tuşunu kullandım
Çok renkli grafikler, her detayını
ayarlayabildiğiniz yaratıklar ve sadece sizin yaratıcılığınıza bakan
yaratık tipleri, çok güzel müzikler, basit kontrol sistemi, zevkli
oynanış, matrak hareketler ve olaylar ve bunun gibi bir sürü olumlu
özelliği barındıran bir yapım olmuş SPORE. Gerçekten mükemmel. Belki
tek eleştirebileceğiniz, yaratık ve kabile evresindeki eski tarz köşeli
çizgifilm tarzı grafikler olabilir ama o da oyunun ana temasına çok
uyduğundan, bence hiçbir problem teşkil etmiyor. Öyle muhteşem
grafiklere gerek yok, zaten yaratıklar ve çevrenizdeki bina, aksesuar
vs. türevi şeyler oldukça detaylı. Bir de örneğin yaratık evresinde
genel özellikler bakımından çok başarılı bir karakter yaratamazsanız o
evreden kurtulabilmek çok sıkıcı olabiliyor. İlk oynayışımda ne
iletişim, ne de saldırı bakımından başarılı bir karakter yapmıştım, çok
dikkat etmeden yaptım çünkü; ortalıkta öyle dolaştım durdum. Çok uzak
yerlerde uygun yaratıklar bularak bölümün sonlarına ulaştım. Daha sonra
başka bir oyunla başlayıp, karakterin birtakım özelliklerine önem
verince, diğer oynayışımda daha çabuk şekilde kabile evresine geçtim.
Bunların haricinde bir sıkıntı yok gibi…
Ayrıca orijinalini alırsanız, EA üzerinden
kaydolup EA'nın bilgisayarınıza yüklediği ufak arayüz ile hem oyunun
güncellemelerini takip edebilir, hem de EA'daki hesabınıza oyun içinden
girerek, yarattığınız her türlü ucube veya sevimli yaratığı online
olarak diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz. Hatta Login olmazsanız,
yükleme ekranında Maxis'e ait türler belirirken, EA Spore hesabına
girdiğinizde, dünya üzerindeki diğer Spore kullanıcılarının yaptığı
yaratıklar da beliriyor ve oyuna dahil oluyorlar. Aynı şekilde bu
veritabanından ileriki bölümlerde hazır bina, hazır araç tasarımları
vs. gibi binlerce tasarıma da ulaşabiliyorsunuz. Bu oyunu bence
kaçırmayın, mutlaka oynanması gereken bir yapım… diyorum ve herkese iyi
oyunlar diliyorum
Not: Bilgisayarıma format atmak zorunda
kaldığımdan, uzay evresi ile ilgili fotoğraf koyamadım, başka
sitelerden de alıp koymak istemedim, bu yüzden beni affedin
Bolca ekran görüntüsü olduğundan, yazı aralarına hepsini serpiştirmek
yerine, burada galeri halinde vermeyi uygun buldum. Umarım beğenirsiniz…
.gallery {
margin: auto;
}
.gallery-item {
float: left;
margin-top: 10px;
text-align: center;
width: 33%; }
.gallery img {
border: 2px solid #cfcfcf;
}
.gallery-caption {
margin-left: 0;
}
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-
-