| | Create free blog ( Türkçe , Deutsch , Español )

programlar

yeni çıkan oyunlar,yeni çıkan programlar,son sürüm,oyun indir,pc,program indir,bedava program

Ana Sayfa | Yazılar | Resimler | Videolar< önceki | sonraki >
Yazılar arşiv 01.2009 Other entries in 2009-01 resimler , videolar

(PC) Stalker Clear Sky 1.5.05 Yaması Yayımlandı


S.T.A.L.K.E.R.: Clear Sky'ı 1.5.05 versiyonuna yükselten yama yayımlandı.
Oyunun performansını artırdığı, ayrıca bazı çökme sorunlarını ve birçok hatayı gideren 55MB'lık yamayı bu adresten indirebilirsiniz.

Önceki yama ile Save dosyalarında sorun yaşayanlar, bu sefer böyle bir dert yaşamayacak <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

(PS3) Gran Turismo 5:Prologue Güncellemesi

Sony, en iyi yarış simülasyonlarından biri olmaya devam eden Gran Turismo 5: Prologue için yeni bir güncelleme yayımladı…

Oyunu açtığınız sırada yapılabilen güncelleme ile;

- Ferrari California

- Lotus Evora

- GT by Citroen konsept otomobili oyuna dahil oluyor.

Ayrıca;

- Yarışların zorluklarında düzenlemeler,
- Yükseltilen ödüller (örneğin 25.000Cr'lik ödülün 50.000Cr olması)
- Kontrollerde iyileştirmeler (Sixaxis) ve geliştirilmiş kontrolör ayarları
- Ceza sisteminde bazı düzenlemeler
- Drift modunda rolling start, yani hareket halinde start alabilme
- Dururken kendi kendine sağa sola dönme vs. gibi problemlerin giderilmesi ve ses efektleri ile müziklerde iyileştirmeler gibi güncellemeler yapılmış.

Not olarak ekleyelim, tüm ana menü ayarlarınız, replay'ler ve rekorlarınız bu güncelleme ile sıfırlanıyor…

Crysis evrenindeki savaşlara çağrı

Electronic Arts ve Crytek'in ortak duyurusunda, Warhead ile birlikte gelen yeni çoklu oyuncu modu Crysis Wars'a katılım için açık çağrı yapıldı. Oyun bu haftasonu, yani 10-12 Ekim 2008 tarihleri arasında internet üzerinden ücretsiz olarak oynanabilecek. İrili ufaklı 21 haritayı kapsayan Crysis Wars'a katılmak için MyCrysis sitesini ziyaret edip kayıt olmanız yeterli. Daha detaylı bilgilere bu adresten ulaşabilirsiniz.

GTA4 PC'ye Games For Windows-LIVE desteği ile geliyor

Xbox ve PS3'te oldukça sükse yaratan Rockstar efsanesinin yeni oyunu PC'ye çıkmak üzere son hazırlıklarını yaparken, oyunun Games for Windows etiketi ve LIVE desteği ile raflarda yer alacağı Microsoft tarafından doğrulandı.

Ayrıca Microsoft'tan gelen açıklamaya göre, GTA4'ün PC'ye çıkışıyla birlikte LIVE'ın daha iyi bir arayüze sahip olan yeni versiyonuna geçileceği bildirildi. PC'lerin de bayram edeceği gün, 18 Kasım 2008 olarak verilmişti… Heyecanla bekliyoruz…

Crysis Warhead İncelemesi

Evet, o mükemmel tropik ada ve 2020 ağustosunun puslu havası tekrar karşımızda. Teğmen Nomad’le altını üstüne getirdiğimiz, Lingshang adlı o kara parçası bu sefer Psycho ile ayaklarımızın altında.

Crysis oyun dünyasında grafik alanında devrim yapmıştı. Cry Engine 2, kaliteli sistemi olan her oyuncu için bir göz ziyafeti yaşatıyordu. Sadece mükemmel grafik sunmuyordu; senaryo ve oynanabilirlik de iyiydi. Yalnız dediğim gibi bu oyunu her oyun sever oynayamıyordu ve bu bir oyun için önemli bir eksikti. Ana karakterimiz Nomad ve Prophet’ın komutasındaki ekibimiz ile mücadele veriyorduk. Ekipte bir de Psycho diye emir komuta zincirine pek aldırış etmeyen, çılgın ruhlu ve cesur bir adam vardı ki bu adam çoğu oyuncunun gönlünde taht kurmuştu. Ben hariç, benim favorim Prophet idi.

Crytek Crysis ile aynı adada aynı zamanda geçen ama ana karakterimizin Psycho olduğu bir oyun çıkardı. Crysis Warhead’de Nomad kendi işine bakarken biz de Psycho ile adanın diğer yakasında verilen görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Psycho’ya ayrı seslendirmesiyle ayrı bir hava katan Bahtiyar Engin bu oyunda da o güzel sesinden mahrum bırakmıyor bizleri. Psycho’nun orijinal İngilizce sesi o etkiyi yapamıyor.

Yalnız aklımıza da gelmiyor değildi; acaba aynı şeyleri mi tekrarlayacağız? Yapımcılar sırf Crysis’ten daha fazla kazanmak için mi böyle bir şey yaptılar? Evet, bu soruları soruyoruz kendimize oyunu oynamadan önce, ama sonra anlıyoruz gerçeği.

Ortamı Biraz Isıtalım

Oyunu aldığımızda paketten iki dvd çıkıyor, bunlardan biri Single Player yani senaryo modunun bulunduğu dvd, diğeri ise Crysis Wars yani multiplayer’ın bulunduğu dvd. Crysis Warhead’i oynamak için Crysis’e gerek yok, yani kendi başına kurulum yeterli. Hemen senaryo modunu açıyoruz. Oyunu açtığımda Crysis’in ana menüsünün aynısı karşıma çıkıyor, sadece renkler farklı. Ana şemanın rengini istersek değiştirebiliyoruz. Arka planda ise güzel bir müzik var. Oyuna yeni bir profil açıp, 4 zorluk seviyesinden (kolay, normal, zor ve çok zor) birini seçip başlıyoruz. Giriş videosu olarak Psycho bize ufak bir gösteri sunuyor. Video gerçekten güzel olmuş ve oyuncuyu hemen gaza getiriyor. Başlangıç olarak kısaca tuşlar bize öğretiliyor ve Psycho ile 'maximum eğlence' başlıyor.

 

İlk olarak şunu fark ettim; Warhead’de takım oyunu bir önceki oyuna göre daha çok karşımıza çıkıyor. Crysis’te çoğunlukla Nomad ile tek başımıza ilerleyip görevleri tamamlıyorduk. Fakat Psycho daha oyunun başında kendi arkadaşlarıyla temas halinde. Oyun boyunca buna rastlamak mümkün; yer yer kendi askerimizle birlikte hareket edip düşmanlara karşı koyuyoruz. Yardımlaşma ve toplu harekât yoğun bir şekilde oyuna yansıtılmış. Crysis’teki istediğinde kaydet olayı devam ediyor. Yani öldüğümüz zaman, çok gerilerden yine aynı yerleri geçmek durumunda olmayacağız ki en sevdiğim şey de bu.

Crysis’te oyuncuya adada istediğini yapabilme özgürlüğü sunuluyordu. Bu yine devam ediyor. Araç sürüp, görev yapmadan ada içinde gezinebiliyoruz. Aynı zamanda yeni araçlar ve silahlar da eklenmiş. Araç sürüşü ilk oyuna göre daha gerçekçi ve araçlar daha hızlı gidebiliyor. Araçlarda bulunan makineli tüfekler daha yavaş ısınıyor. Bu sayede daha uzun süre ateş edebiliyoruz. Yalnız araç kullanma demişken, Nomad ile uçak kullanmıştık ama Psycho ile bu oyunda nasip olmuyor. Havada düşman uçaklarıyla veya uzaylılarla didişememek biraz üzücü.

Oyun boyunca sürekli olarak iki kişiyle iletişim halindeyiz. Emerson adlı bayan bize telsiz ile istihbarat desteği sağlıyor ve görevlerimizi o belirliyor. Oneil ise bir pilot ve uçağı düştükten sonra, kara da savaşıyor. Ara ara bizimle hareket ediyor ve sürekli olarak telsiz ile iletişim kuruyor. Teğmen Nomad’in adı bir iki kere geçiyor oyun içerisinde. Ben şahsen onun da bu oyuna dâhil edilmesini isterdim. Prophet’dan ise bir kere söz ediyor Psycho.

Yapımcılar Crysis’teki yüksek sistem ihtiyacını Warhead’de düzelteceklerini söylüyorlardı, hatta Warhead için özel bir bilgisayar sistemi kuracaklarını ve bu sistemin 650 dolar olacağını belirtiyorlardı. Buna en çok Crysis’i oynayamayan veya düşük detaylarla oynayan oyuncular sevinmişti. Ben Crysis’i kendi sistemimle yüksek detaylar ve grafiklerle kasmadan oynayabiliyordum (çok yüksek değil yüksek). Crytek’in açıklamalarına dayanarak Warhead’te detay ve grafik kalitesini en yüksek yaptım ama oyun kasmaya başladı. Özellikle çatışmalar esnasında oyun çok yavaşladı. Ayrıca bölüm yükleme süreleri Crysis’e göre daha uzun sürüyor. Yani Warhead benim gibi 8600gt veya onun ayarında ekran kartı kullananlar için bu alanda bir fark göstermiyor. Ancak daha düşük sistemler için deneme fırsatı bulamadığımdan yorum yapmayacağım. Warhead’te de en yüksek verim için Geforce 8800 veya ona yakın ekran kartları şart.

Background… Action!!!

Crysis Warhead’in Crysis’ten en büyük farkı burada ortaya çıkıyor, aksiyon. Bu fark daha oyunun ana menüsündeki müzikte kendini gösteriyor. Bir önceki oyunda müzik hafif ve yavaşken buradaki müzik tempolu ve hareketli. Oyunun ilk bölümü de aynı şekilde heyecan verici biçimde başlıyor zaten ve kendimizi mermilerin ve mermi seslerinin ortasında buluyoruz. Crysis’te çatışmalar, görevler biraz ağır kalıyordu. Özellikle Call of Duty 4 oynayanlar bunu daha net bir biçimde anlıyorlardı. Crysis CoD4’ten bu anlamda çok geri kalıyordu. O hareketli, aksiyon dolu çatışmaları yaşatamıyordu bize. Crytek bunun farkına varmış olacak ki aksiyonu bol, hareketi bol bir oyun yaptılar Warhead’i. Çatışmalar esnasındaki hareketli ve bize gaz veren müzikler inanılmaz etkili. Müzikler sadece çatışmalarda çıkmıyor elbet. Bazen ortamı korkunç bir hale sokan, bizi geren müzikler de çıkıyor düşmanın olmadığı yerlerde. Duyduğumuz müziğin etkisiyle acaba ne çıkacak karşımıza diye soruyoruz kendimize. Oyun bu sayede biraz da gerilim içeriyor haliyle. Bir gelişme de şu; düşman askerini vurduğumuzda kan daha belirgin ve daha gerçekçi çıkıyor.

Ormanın içinde, gece karanlığında muhteşem müzik eşliğinde, onlarca Koreli arasında yaşam mücadelesi vermek, karşılıklı savaşan Korelilerle uzaylılar arasına dalarak çatışmaya katılmak, işte bunlar tam Psycho’ya göre. Çatışmalar esnasında karakterimizin verdiği tepkilerde gelişmiş. Ateş altında kaldığımız zaman ekran kararabiliyor ve adamımız yavaşlayabiliyor. Aksiyonu sadece bunlar sağlamıyor. Kovalamaca bile yaşanıyor Warhead’te. Askeri araçlarıyla Koreliler hem askeri aracımıza ateş saçıyor hem de yakalamaya çalışıyorlar bizi. Crysis’e göre bu oyunda daha fazla çatışma oluyor. Karşılaştığımız düşman sayısı da daha fazla. Bunların yanında nano giysimiz bu sefer daha güçlü ve Psycho Nomad’e göre hem daha atik hem daha hızlı. Ancak yine de Warhead bir önceki oyuna göre biraz daha zor. Yapay zeka daha da gelişmiş. 2-3 kişilik bir düşman gurubuyla çatışmaya girdiğimizde hemen çevredeki askerler yardıma geliyor ve bir anda kalabalık bir gurubun içinde kalıyoruz. Yine çatışma esnasında düşman askerlerinden biri bizi oyalarken öteki arkamızdan dolanabiliyor. Devriye gezen araç sayısı da çok daha fazla. Eğer oyunu zor seviyede oynuyorsanız böyle çatışmalardan uzak durmanızda fayda var. Bu gibi durumlarda görünmezlik pelerinimiz bize çok yardımcı oluyor.

5 dakika Film arası

Crysis’te çok az çıkan ara videolar, Warhead’te önemli bir parçası olmuş. Sık sık karşımıza güzel ve ilginç ara videolar çıkıyor ve bunlar oyuna çok iyi monte edilmiş. Bu ara videolar oyuna film tadı vermekle kalmamış, oyuncunun dinlenmesini de sağlıyor. Sürekli çatışma içerisinde ve hareket halinde olduğumuz için ister istemez yoruluyoruz. İmdadımıza hemen bir ara video yetişiyor ve bizde arkamıza yaslanıp filmin tadını çıkarıyoruz. Sonra daha bir istekle oynamaya başlıyoruz yeniden. Bu özellik sayesinde oyuncu oyunu birkaç saat süresince oynasa bile sıkılmıyor. Buna ara videolar, oyunun gidişatı ve senaryosu müsaade etmiyor.

Bir de ara video'lar karşımıza çıkan çekik gözlü bir amcamız var. Koreli bir albay olan bu giyimine kuşamına dikkat eden amcamız Psycho’nun canını çok sıkıyor video'larda. Hatta İngiliz olan Psycho’yu kızdırmanın kolay bir yolunu bulmuş ki ona yankee diyor. Tabi herkesin bir sonu olduğu gibi albayın da sonu var ve bunu da yine bir ara video'da görüyoruz.

Psycho

Ben Crysis’te bu karakteri pek sevmemiştim ama bu oyundan sonra sevmemek elde değil bu cana yakın sevimli insanı. Sevimli olmasına aldanmayın, gerektiğinde çabuk sinirlenen ve sinirlendiği kişiyi her an pişman edebilecek güce sahip biri. Yukarıda da belirttiğim gibi İngiliz’dir ve bunu sık olarak belirtir. Çavuş olan Psycho emir komuta zincirine pek aldırmaz. Bunu zaten Crysis’ten de biliyoruz. Kendisi çok delikanlıdır, bir video'da arkadaşını kurtarmak için kendi canını tehlikeye attı ve bir videoda da Oneil’ı silahsız bir Koreliyi öldürmek üzereyken engelledi. Duygusaldır. Hayatın sadece savaştan ibaret olmadığını bilir ve ara ara kendi eğlencesine bakar. Nadiren ciddi olduğu görülür. Genelde ciddi iken aynı zamanda sinirlidir de.

Ada, Çevre, Ses ve Grafik

Adada sadece ağaçlar, tepeler veya kumsal yok artık. Şelaleler de mevcut. Çatışmalardan sonra bu şelale manzaraları insana gerçekten huzur veriyor. Aynı zamanda adada tavuk, fare ve cinsini bilmediğim birkaç hayvana rastlayabiliyoruz. Eğer sürekli öldürmekten, kovalamaktan veya kaçmaktan yorulursanız ve sizi stres basarsa yerde gezinen fareleri kapıp havaya suya falan atın. Bu ufak hayvanlarla bile etkileşimde olmak Warhead’te ki hoş yeniliklerden biri. Hava durumu değişebiliyor. Yağmur yağıyor ve rüzgâr çok etkili esebiliyor. Bu esnada havada yapraklar uçuşuyor. Bu sayede oyun farklı atmosferlere bürünebiliyor. Çevredeki nesnelerle etkileşim yine mükemmel. Her nesneye etki edebiliyoruz. Patlamalar esnasındaki etkileşim ise bir önceki oyuna göre daha iyi. Patlamalar daha bir parlak ve daha gerçekçi. Grafikler zaten olağanüstüydü ve yine olağanüstü. Seslerdeki gelişme ise en çok dikkat çeken kısımlardan biri. Derede su akarken onun şırıltısı, şelalenin sesleri, gök gürlemesi, çevredeki kuşların ve böceklerin sesleri, gökyüzün de mücadele veren uçak sesleri, bunların hepsi iyi hazırlanmış ve adanın atmosferi daha bir güzel olmuş. Ayrıca oyunun Türkçe olması da bizlerin senaryoyu ve olayları daha iyi anlamamızı sağlıyor.

Eee bu kadar mı?

Bu soruyu incelemeye sormuyoruz tabii ki, bir sürü şey yazdım yani daha ne yazayım. Bu tepkiyi oyuna veriyoruz. Maalesef oyunun senaryosu çok kısa. 5 ile 8 saat arasında değişiyor oyun süresi, zorluğa bağlı. Crysis’in kısa olmasından şikayet ediyorduk ki Warhead ondan da kısa çıktı. Aksiyona doyamadan bitiyor oyun. Warhead 7 ana bölümden oluşuyor; Call me Ishmael, Shore Love, Adapt or Perish, Frozen Paradise, Below the Thunder, From Hells Heart, All the Fury. Bulunduğunuz ortamdaki şartlar el verirse sabah başlayıp akşam oyunu bitirebilirsiniz. Bunu tavsiye ederim. Eğer oruç tutuyorsanız bu oyun bir günlüğüne size ne açlık ne de susuzluk hissi yaşatır. Oyunu bitirince acıktığınızı anlarsınız zaten hemen sonra top atılır siz de iftar yaparsınız.

Final

Crysis Warhead, aynı şeyleri tekrar edeceğimiz korkusunu yersiz kılıyor. Görevler çok daha farklı ve meğerse Psycho, Nomad’den daha çok çalışmış. Grafikler yine harika, oynanabilirlik çok daha iyi. Crysis’teki muhteşem final bu oyunda yok, Warhead’in final bölümü biraz daha sade olmuş. Ama onun haricinde oyun gerçekten Crysis’i aratmıyor ve en az onun kadar iyi. Bol aksiyonlu, bol hareketli, harika grafikli bu oyunu elbette orijinal olarak alın oynayın dememe gerek bile yok. Crytek, Half-Life yapımcılarının Opposing Force ile yaptığının daha da iyisini Crysis Warhead ile yaptı, tebrik ediyorum.

 

Oyunun Test Edildiği Sistem

AMD Athlon 64 X2 5200+ 2.7 Ghz

MSI K9AGM3 690G DDR2 Anakart

Kingston 2 GB 800 Mhz DDR2 Ram

Palit Geforce 8600GT 512 MB 128bit DDR2

Lara Croft'un dönüşüne az kaldı

Tomb Raider: Underworld, serinin sekizinci ve Crystal Dynamics tarafından geliştirilen üçüncü Tomb Raider oyunu… Legend'ın ardından bir kaç yıl sonra gerçekleşen olayları konu alan Underworld'de, Maya mitolojisini araştırmak üzere Meksika'ya giden Lara, Maya takviminin sırlarını çözmeye çalışacak.


Oyunda ayrıca, kahramanımızın geçmişi ile ilgili daha önce açıklanmadan bırakılan bazı sırların da meydana çıkacağı belirtiliyor. Grafik kalitesini bir üst seviyeye taşıyan oyun, Kasım ayı sonunda PC ve konsol versiyonlarıyla beraber piyasada olacak.

SPORE(PC) İncelemesi

Yaşam ilk olarak nasıl başladı, dünyamızın ilk sakinleri kimlerdi, nasıl geliştiler, neler yaptılar, evrim nedir, biz kimiz, hayat nedir? <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Dünya üzerinde yaşamın başlangıcı, bilim adamlarının da genelde işin içinden pek çıkamadığı, bilimin ve dinlerin durumu farklı şekillerde açıkladıkları bir olay. Tabi bu konulara burada girmeyip, incelemeye geçeyim <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Will Wright, işte daha önce hiç yapılmamış bir biçimde bu konuya el atarak, yaşamın başlangıcını ve evrimi bir oyun haline getirmiş ve ortaya gerçekten muhteşem, özgün ve bir o kadar da eğlenceli bir yapım çıkmış. Bu isim size birşey ifade etmeyebilir ama aslında daha önce de enteresan bir yapıma imza atmıştı; Sims… Evet EA'nın pazarlama tarihinde durmadan liste başında olan, herhalde EA'ya en çok para kazandıran yapımlardan biri olan Sims'in yaratıcısı, yine bir bomba patlatarak Spore'u yarattı. Bakalım Spore bize yaşamın başlangıcını nasıl anlatıyor, insanlıktan önce neler olmuş, buna eğlenceli bir şekilde ve oldukça yakından göz atacağız <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Giriş-Genel

Resimlerden de göreceğiniz üzere önce ana menüde grafik, ses vs. gibi ayarları yaptıktan sonra bir galaksi haritası çıkıyor ve bu haritadan bir gezegen seçip New Game diyerek oyuna giriş yapmaya hazırlanıyoruz, bu ekranda zorluk seviyesi, ilk tek hücreli canlımızın ismi (değiştirmezsek oyun her seferinde rastgele şekilde farklı bir isim atıyor), etobur mu yoksa otobur mu olacağı gibi şeyleri seçtikten sonra ara videoya geçiyoruz. Bir meteor seçtiğimiz gezegene düşüyor ve bazı parçalar suya çarpıp dağılıyorlar. İşte buradan sonrasında kontrol bize geçiyor.

 

Bu komik görünüşlü canlıyı mouse'umuzun sol tıklarıyla istediğimiz yere götürerek beslenmesini sağlıyoruz. Eğer baştaki ekranda etobur olmasını seçtiyseniz pembemsi renkteki parçaları ve sizden daha küçük olan canlıları yiyebiliyorsunuz. Otobur seçtiyseniz farklı bir ağız yapısı ile karşılaşıyorsunuz ve küçük yeşil tanecikleri yiyebiliyorsunuz. Tabi otobur olunca diğer canlıları yiyemiyorsunuz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Yukarıda bahsettiğim bölüm aslında Fish Frenzy adındaki ufak oyunu oynayanlara tanıdık gelecektir. Sizden küçük balıkları yiyerek git gide büyüyordunuz, onun tek hücreli hali <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> İster etobur, ister otobur olun, beslendikçe ekranın altında gördüğünüz barı dolduruyorsunuz. Bu bar doldukça hem büyüyor hem de DNA puanı denen puanı kazanıyorsunuz. Ayrıca yüzerken etraftan yeni parçalar bulabiliyorsunuz. Veya bu parçaları saldırdığınız, yediğiniz diğer yaratıklardan da buluyorsunuz. Oyun zaten bu konuda küçük bilgiler veriyor. Daha sonra ekranın alt-orta kısmında "Cell-Mate" düğmesine basarak çiftleşmek üzere sinyal yolluyorsunuz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Bu da gerçekten çok hoş yapılmış, size en yakın olan türdaşınız da sinyal yollayarak onu bulmanızı sağlıyor. Yakınına geldiğinizde ufak bir dans ve çok tatlı bir seslendirme eşliğinde yumurtluyorsunuz ve oyun aşağıdaki ekrana geçerek bu ufak yaratığınızı yeni parçalarla modifiye etmenizi sağlıyor. Spore piyasaya çıkmadan önce verilen Creature Creator'un ilk aşaması burası. Daha sonra bu menü iyice detaylı hale geliyor, bir sürü eklenti yapabiliyorsunuz.

Yaratığınızı değiştirme-geliştirme olayı gerçekten mükemmel yapılmış. Ne yaparsanız yapın, neler eklerseniz ekleyin, oyun bu konuda kesinlikle zorlanmıyor. Yani yaratıklar hayal gücünüze kalmış. Tabi ilk aşamada pek birşey yapamıyorsunuz, canlımız çok karmaşık değil. Etraftaki diğer canlılara bakarak bir sürü göz, bir sürü ağız, bir sürü savunmaya yarayan diken vs. gibi şeyleri ekleyebiliyorsunuz. Bu arada değinmek isterim ki, oyunu ilk oynadığımda etobur seçmiş olmama rağmen, öndeki ağızın yanına iki adet de otobur ağzı koyarak otları da yemeye başlayabildim. Bunu sadece gırgırına çılgınlık olsun diye denemiştim ama oyun bunu kesinlikle reddetmedi. Bu gerçekten baya iyiydi…

İleride de göstereceğim üzere oyun bu konuda size neredeyse sınırsız bir özgürlük sunuyor. İsterseniz kolları yaratığın sırtından çıkarın, isterseniz ayaklarından, saçma sapan her türlü şeyi yapabilirsiniz, örneğin ben daha önce iki ayaklı ayakta duran insanımsı modeller yaparken, 4 ayak üzerinde duran başka bir model yaptım. Ne yaparsam yapayım, her seferinde başarılı oldu. Çok dağıtmadan yine hücre kısmına ve diğer aşamalara döneyim. Oyun Hücre Aşaması olarak başlıyor demiştim, daha sonra Yaratık Evresi, Kabile Evresi, Medeniyet Evresi ve Uzay Evresi olmak üzere gittikçe gelişiyor.

Hücre Evresi

Hücre bölümü en fazla yarım saat kadar sürüyor ama onda bile büyük zevk alıyorsunuz. Aslında daha da sürse bence çok daha iyi olurmuş, burayı bıktırmamak için kısa tutmuşlar. İlk büyümeyi gerçekleştirdiğinizde bir bakıyorsunuz ki daha derinlerde sizin 10 katınız büyüklüğünde canlılar var. Bunlar size saldırmıyor ama, sadece fonda takılıyorlar. Fakat birkaç kat büyüklüğünüzde olanlar iyice büyüdüğünüzde etrafınızda cirit atıyor oluyorlar. Ve yaklaştıklarında korku filmlerindeki "dın dın dın dın" müziği gibi alarm çalıyor. Kaçmanızı tavsiye ederim… Yoksa yem olmaktan kurtulamıyorsunuz.

Sırf hücre evresinde bile birçok bulabileceğiniz parça var ve bunları değiştirerek yaratığınızı modifiye etmek gerçekten çok zevkli. Örneğin önce ufak bir kuyruk sahibiyken, zaman içinde yüzgeç benzeri yapılar, suyu emip basarak daha hızlı gitmenizi sağlayan yapılar, çeşitli ağız şekilleri vs. gibi şeyler çıkıyor. Bu evre boyunca beslene beslene işin sonuna geliyorsunuz ve artık bir evrim geçirme vaktiniz geliyor ve karaya çıkıyoruz.

Yaratık Evresi

Karada da işleyiş aslında aynı. Buradan sonrasında oyun bir strateji oyununa benzer hale geliyor. İzometrik görünüş, değişebilen kamera açıları vesaire… Burada biraz daha detaylı bir şekilde canlımızı karaya uygun hale getiriyoruz. İlk olarak yürüyebilmek için ayaklarımız oluyor. Resimlerle bunları açıklayabildiğime inanıyorum. Daha sonra omurlarımızın duruşunu ayarlayarak 2 ayaklı veya 4 ayaklı şekilde canlımızı yapabiliyoruz. Tabi aslında 3 ayaklı, 8 ayaklı falan bile yapabilirsiniz. İş tamamen sizin hayalgücünüz ve DNA puanlarınızla sınırlı. Önceden de dediğim gibi, oyun hiçbirşeyi reddetmiyor. Tam aksine, müthiş bir şekilde yaptıklarınıza ayak uyduruyor. Bu arada karaya çıkarken yükleme ekranlarında bir sürü değişik yaratık görebiliyorsunuz. Bunlar hep bu bahsi geçen Creature Creator'da yapılmış. Zaten daha önce bir demo niteliğinde sunulan bu ufak yapım sayesinde, kullanıcılar tarafından yapılıp EA'ya gönderilen milyonlarca farklı yaratık sergilenmişti. Bu sanırım herşeyi özetliyor.

Karadaki Yaratık Evresi, ilk evreye göre daha farklı. İlk evrede amacımız sadece canlı cansız varlıkları yiyerek beslenmek iken, karada diğer yaratıklara saldırabileceğimiz gibi, onlarla dostluk da kurabiliyoruz. Çeşitli yaratık türleri ve bunların düzeylerine göre, bunları avlayarak veya dost olarak bir sürü DNA puanı kazanabiliyoruz. Tabi yine ilk evredekine benzer şekilde yaratığımızı yeni bulduğumuz ve kazandığımız ekstra parçalarla değiştirip geliştirebiliyoruz. Dediğim gibi, yaratığı etobur veya otobur ya da bunların karışımı yapma imkanına her zaman sahibiz. Yaratık evresinde otobur veya hem et hem otobur olmak daha avantajlı gibi yalnız. Çünkü et için yaratıklara saldırmanız gerekebiliyor ve sahip olduğunuz ilk eklem ve organlarınızın seviyesi düşük olduğundan saldırı gücünüz çok iyi olmuyor ve ölebiliyorsunuz. Oysa diğer türlü hemen her tarafta bulunan meyvelerle beslenebilirsiniz.

Kabile Evresi

Yaratık evresinde oyun TPS(Third Person Shooter-3.Şahıs Görünümü) havasındayken, Kabile Evresi'ne geçtiğimizde biraz daha stratejiye doğru kaydığını görüyoruz. Çünkü yaratık evresinde türdaşlarımız olsa da, sağa sola saldırırken veya iletişim kurmaya çalışırken hep tek başımızayız. Kabile evresinde ise daha bi kendi türümüze sahip çıkar vaziyetteyiz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Burada artık yaratık evresindeki gibi basit yuvamız yerine kulübe-baraka türevi yapılarımız var. Bir ana binamız ve ek binalar var. Bunları oyun size nasıl kuracağınızı, neler yapmanız gerektiğini ufak notlarla anlatıyor.

Diğer kabilelerle iletişime geçmek için artık şarkı söylemiyor, müzik çalıyoruz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Yapacağımız bir bina ile silah üretebilirken, diğer bir bina ile de müzik aleti üretebiliyoruz. Bu aletleri birimlerimizi oluşturan yaratıklara atayıp, onları iletişim için görevlendirmiş oluyoruz. Bu aşamada diğer kabilelerle iletişim iyice matrak bir hal alıyor. Mesela daha önce yarattığım bir kabilede flüt yaptırıp, flütçüleri alıp komşu kabileye gittim. Önce tek adamla gitmiştim, yetmedi, şef zaten sizsiniz, diğer 3-4 yaratığı da alıp tekrar gittim. Yetmemesinin sebebi, diğer kabileye müzik için gittiğinizde, kafalarında 1-2 veya 3-4 tane her seferinde ayrı ayrı simgeler beliriyor. Bu sırada tek simge çıktığında sadece bir adamımız, 2 tane çıktığında 2 adamımız, 4 çıktığında 4 adamımız flütlerine üflüyorlar ve çok tatlı ve matrak şekilde müzik yapıyorlar. Adamlarınız eksikse gerekli şekilde müzik yapamıyor ve karşı kabilenin ilgisini çekemiyorsunuz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Burada da yine bu gelişmiş biçimde diğer kabilelerle iletişim kurarak veya onlara saldırarak DNA puanları kazanıp, kendimizi geliştirmeye devam edebiliyoruz. Ayrıca yine karakterlerimizin hareketleri, müzikler, kendi kendilerine hareket ederken bile yaptıkları komiklikler (birbirlerine tekme atmalar, saldırıya uğrayan bir yer yanıyorsa söndürmeye çalışmaları vb.) gerçekten çok güzel yapılmış ve oyundan kesinlikle sıkılmıyorsunuz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Ayrıca aralarda size gelişmeleri gösteren sinematikler veya ara videolar da çok güzel yapılmış.

Uygarlık Evresi

Artık bu evrede ilkellikten iyice kurtulup, daha da gelişmiş hale geliyoruz. Artık değişik değişik binalarımız, yapılarımız var. Tabi ki bunları da biz kafamıza göre tasarlayıp renklendirebiliyoruz.
Şehirlerin etrafındaki maden tarzı mekanları ele geçirerek, kendimize gelir sağlıyoruz. Dediğim gibi, özellikle yaratık evresinden sonra oyun bir stratejiye dönmeye başlıyor. Sim City de diyebilirsiniz… Şehrimizin moral seviyesi var, ve çeşitli yapılar yaptıkça yükselirken, şehre iyi bakmazsak bu moral düşüyor. Artık kabile hayatından çıktığımız için, teknolojimiz de gelişmiş vaziyette tabi. Savaş aletleri yerine savaş araçlarımız var ve bunları da çok eğlenceli biçimde istediğimiz gibi tasarlayıp renklendirebiliyoruz.

 

Bu evrede haritadaki diğer şehirleri yönetimimiz altına almaya çalışıyoruz. Kara üzerindeki şehirlere problemsiz şekilde erişebilirken, deniz aşırı şehirlerde deniz ve hava gücü kullanmanız gerekiyor. Önceki evrelerde ekranın ortasında altta bulunan düğmeye basarak yeteneklerimize göre değişik saldırı-savunma şekilleri kullanabiliyorduk ve bunlar kullanıldığında tekrar aktif olabilmesi için belirli bir zaman geçmesi gerekiyordu. Aynı sistem bu evrede de devam ediyor ve bu sefer büyük çaplı saldırılar, büyük hasarlar için bu seçeneği kullanabiliyoruz. Yenilgiyi kabul eden şehirler, size bunu bildirerek yönetiminiz altına girdiklerini açıklıyorlar.

Ayrıca bu evrede dünyayı uzaydan görecek şekilde mouse ile yaklaşıp uzaklaşma yapabiliyoruz. Dünya üzerinde herhangi bir nokta seçerek, buraya yolculuk yapıp, saldırı düzenleyebiliyoruz. Bu bakımdan oynanışta en geniş evre bu ve sonrası oluyor. Ayrıca sanırım görsel olarak en kaliteli ve detaylı evre burası…

Uzay Evresi

Bu evrede artık iyice gelişiyor ve uzay gemisinin keşfedilmesiyle, uzayda seyahat edebilir hale geliyoruz. Bu evrede hep havadasınız, diğer gezegenlere de yolculuk yapabiliyor ve lazer silahları, ışınlama vs. gibi teknolojilere kavuşuyorsunuz. Ayrıca bazı görevleri de yerine getirmeniz gerekiyor. Yalnız bu evre belki biraz sıkıcı gelebilir, veya bana öyle geldi, çünkü tüm oyun boyunca yerde yaratıklarla binalarla vs. ile uğraşırken, birden kendinizi boşlukta hissedebilirsiniz <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Kapanış

Herhangi bir sona ulaşmadan niye kapanışa geçtim? Çünkü Will Wright ve yapımcılar, oyunun "sonsuz" oynanışa sahip olduğunu belirtiyorlar. İstediğiniz gibi takılabilirsiniz. Genel mantık zaten Sims'e benzediği için, illa belirli bir sona ulaşmanız gerekmiyor. Fakat yapım kesinlikle çok özgün olmuş, bugüne kadar yapılan hiçbir oyuna benzemiyor. Türü ayırt edilemiyor <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Simülasyon, strateji, TPS, ne ararsanız var <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Ve oyunun yapısı çok kolay, ne bir kontrol zorluğu, ne bir anlama problemi, hiçbir şekilde sıkıntı çekmiyorsunuz. Herşeyi zaten mouse ile halledebiliyorsunuz. Klavyeden sadece yaratık evresinde hızlı koşmak için Shift tuşunu kullandım <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Çok renkli grafikler, her detayını ayarlayabildiğiniz yaratıklar ve sadece sizin yaratıcılığınıza bakan yaratık tipleri, çok güzel müzikler, basit kontrol sistemi, zevkli oynanış, matrak hareketler ve olaylar ve bunun gibi bir sürü olumlu özelliği barındıran bir yapım olmuş SPORE. Gerçekten mükemmel. Belki tek eleştirebileceğiniz, yaratık ve kabile evresindeki eski tarz köşeli çizgifilm tarzı grafikler olabilir ama o da oyunun ana temasına çok uyduğundan, bence hiçbir problem teşkil etmiyor. Öyle muhteşem grafiklere gerek yok, zaten yaratıklar ve çevrenizdeki bina, aksesuar vs. türevi şeyler oldukça detaylı. Bir de örneğin yaratık evresinde genel özellikler bakımından çok başarılı bir karakter yaratamazsanız o evreden kurtulabilmek çok sıkıcı olabiliyor. İlk oynayışımda ne iletişim, ne de saldırı bakımından başarılı bir karakter yapmıştım, çok dikkat etmeden yaptım çünkü; ortalıkta öyle dolaştım durdum. Çok uzak yerlerde uygun yaratıklar bularak bölümün sonlarına ulaştım. Daha sonra başka bir oyunla başlayıp, karakterin birtakım özelliklerine önem verince, diğer oynayışımda daha çabuk şekilde kabile evresine geçtim. Bunların haricinde bir sıkıntı yok gibi…

Ayrıca orijinalini alırsanız, EA üzerinden kaydolup EA'nın bilgisayarınıza yüklediği ufak arayüz ile hem oyunun güncellemelerini takip edebilir, hem de EA'daki hesabınıza oyun içinden girerek, yarattığınız her türlü ucube veya sevimli yaratığı online olarak diğer kullanıcılarla paylaşabilirsiniz. Hatta Login olmazsanız, yükleme ekranında Maxis'e ait türler belirirken, EA Spore hesabına girdiğinizde, dünya üzerindeki diğer Spore kullanıcılarının yaptığı yaratıklar da beliriyor ve oyuna dahil oluyorlar. Aynı şekilde bu veritabanından ileriki bölümlerde hazır bina, hazır araç tasarımları vs. gibi binlerce tasarıma da ulaşabiliyorsunuz. Bu oyunu bence kaçırmayın, mutlaka oynanması gereken bir yapım… diyorum ve herkese iyi oyunlar diliyorum <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Not: Bilgisayarıma format atmak zorunda kaldığımdan, uzay evresi ile ilgili fotoğraf koyamadım, başka sitelerden de alıp koymak istemedim, bu yüzden beni affedin <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' /> Bolca ekran görüntüsü olduğundan, yazı aralarına hepsini serpiştirmek yerine, burada galeri halinde vermeyi uygun buldum. Umarım beğenirsiniz…

.gallery { margin: auto; } .gallery-item { float: left; margin-top: 10px; text-align: center; width: 33%; } .gallery img { border: 2px solid #cfcfcf; } .gallery-caption { margin-left: 0; }














Starcraft 2 nin yeni ekran görüntüleri

Nefesimizi tutarak beklediğimiz ender oyunlardan biri olan Starcraft 2′nin yeni oyun içi görüntüleri yayımlandı. Ekran görüntüleri her ne kadar düşük çözünürlükte dahi olsa Starcraft hayranlarını bir süre idare edecektir <img src='http://www.bloggum.com/public/images/ifadeler/icon_smile.gif' />

Blizzard tarafından Kişisel Bilgisayarlar (PC) ve MAC platformları için geliştirilmekte olan oyunun çıkış tarihi ise henüz bilinmiyor.

.gallery { margin: auto; } .gallery-item { float: left; margin-top: 10px; text-align: center; width: 33%; } .gallery img { border: 2px solid #cfcfcf; } .gallery-caption { margin-left: 0; }

Warhammer 40K : Dawn of War 2

THQ, Relic Entertainment tarafından geliştirilmekte olan, sevilen GZS (Gerçek Zamanlı Strateji) oyunu Warhammer 40K : Dawn of War 2′nin videosunu yayımladı.
Oyunda daha önce Company of Heroes’da kullanılan Essence grafik motorunun gelişmiş sürümü olan Essence 2.0 grafik motoru ve Havok fizik motoru kullanılıyor.  Ayrıca Directx 10 ve çift çekirdek işlemci destekleri de mevcut olacağı belirtilen oyunda askerlerimizi dilediğimiz zırh, silah ve güçler ile kuşandırabileceğiz.
Warhammer 40K : Dawn of War 2 nin Kişisel Bilgisayarlar (PC) için 2009 İlkbaharında çıkması planlanıyor.

C & C : Red Alert 3'ün süper silahlar videosu

EA : Los Angeles stüdyoları tarafından yapımına devam edilen klasik GZS’nin öncülerinden Command & Conquer : Red Alert 3′ün yeni videosu yayımlandı. Videoda ırkların süper silahları tanıtılıyor ki bazıları hayli etkili olacak gibi…
Daha önce de belirttiğimiz gibi oyuna Sovyet ve Müttefiklere ek olarak 3. taraf olan Japon İmparatorluğu eklenmişti. Japonlar diğer ırklara nazaran üstün teknolojik altyapısıyla dikkat çekiyor.

Hayranları tarafından heyecanla beklenen oyun 2008 Ekim’inde Kişisel Bilgisayarlar (PC), PS3 ve Xbox 360 konsolları için piyasaya sürülecek.

Bilgisayar ve İnternet Programlama